23 Aralık 2010 Perşembe

GÜNEŞİN ALDATICI CAZİBESİ

Güneş ışınlarının zararları ve korunma yöntemleri; güneşle flört etmek isteyen modern kadını bir dizi koruma mekanizması geliştirmeye zorunlu kılıyor. Bronz tenin cazibesine kapılmadan önce siz de kişisel savunma mekanizmanızı geliştirin.


GÜNEŞİN ALDATICI CAZİBESİ
Güneş ışınlarının cildimiz üzerindeki olumsuz etkileri artık bilinen bir gerçek. Büyük-küçük, kadın-erkek herkesin konu hakkında yeteri kadar uyarıldığı düşünülse de; güneş kendini göstermeye başladığı andan itibaren ona karşı zayıflık gösterebiliyoruz. Oysa korunmadan güneşe çıkmanın emniyet kemeri takmadan araba kullanmaktan hiçbir farkı olmadığını artık benimsememiz gerekiyor. Güneş ışınlarının zararları ve korunma yöntemleri hakkında merak edilen soruları, ünlü dermatologlar sizin için cevapladı.

Güneş kremlerinde kullanılan SPF teriminin tam olarak ne ifade ettiğine konusunda çok farklı yorumlar yapılıyor. SPF tam olarak ne ifade ediyor?

Dr. Betül ŞengörDR. BETÜL ŞENGÖR: Bilindiği gibi güneş ışınları ultraviyole ve görünür radyasyon ışınları içeriyor. Bunlardan ultraviyole ışınları kısa dalga boyuna sahip ışınlar ve cilt üzerinde çeşitli etkilere sahip. Ciltteki kızarma ile bronzlaşma, kısa süreli reaksiyonları arasında yer alırken; güneş lekeleri, melanom oluşması ve kanser ise uzun dönemdeki etkileri. Tabii olumlu etkileri de var. Bazı hastalıklar üzerinde iyileştirici etkisi ve ciltte D vitamini sentezlenmesi gibi... Ancak ne denli olumlu etkisi olursa olsun, bu ışınlardan korunmak gerekiyor. İşte bu noktada SPF olarak bilinen 'sun protection factor, yani güneşten korunma faktörü devreye giriyor. Güneş ışınlarının yakma etkisini, koruyucunun ne kadar bloke ettiğini gösteren bir güvenlik faktörü olan SPF, ultraviyole A ve B'ye karşı ciltte oluşabilecek hasarın en aza indirgenmesini sağlayan bir tür hesap... Bu hesap gerçekleştirilirken içinde bulunulan coğrafya, mevsim, ozon tabakasının durumu, deniz seviyesinden yüksekliği gibi tüm parametreler düşünülüyor. SPF ile belirtilmek istenen, güneşin ilk etkisi olan kızarıklık reaksiyonuna karşı güneş kreminin bizi koruma gücü. Ayrıca suya dayanıklı olması, içeriğinde antioksidanlar barındırması, koruyuculuk sürecini ve oranını olumlu yönde etkileyerek artmasını sağlıyor. Bu yüzden güneş kremi satın alırken mutlaka SPF oranıyla içeriğine
bakmanız gerekiyor.

Herhangi bir cilt sorunu yaşamayan ya da güneşe karşı dirençli kişilerin ortalama kaç koruma faktörü kullanmasını öneriyorsunuz?

DR. MELİSA ECZACIBAŞI:

Dr. Melisa EczacıbaşıSPF; hafif, orta ve yüksek koruma olmak üzere üçe ayrılıyor:
SPF 4-12 arası hafif koruma,
SPF 30'a kadar orta koruma,
SPF 30 ve üstü yüksek koruma...
SPF 15 yüzde 94 koruma sağlarken,
SPF 30 ve üstü ise yüzde 97 koruma sağlıyor.

Günlük kullanım için aslında 15 - 30 SPF faktörü yeterlidir. 15 faktör içeren güneş koruyucular UVB ışınların yüzde doksanı bloke ederler, bu oran FDA tarafından tam blok olarak değerlendiriliyor. 30 - 50 faktör arasındakiler de ciltte hassasiyet yapabileceklerinden bu gibi ürünlere de dikkat etmek gerekiyor. Aslında SPF oranı 15, 30, 50 ve 90 arasında koruma açısından çok da büyük bir fark yok. Ancak içerdiği kimyasal maddeler, ultraviyole B'ye karşı koruma sağlarken, ultraviyole A'da tam koruma sağlayamayabilir. Bu durumda SPF ile birlikte UVA koruma ayrıca aranmalı. Kendinize bir iyilik yapın ve güneş kremi satın almaya gittiğinizde hem UVA hem de UVB içeren bir ürünü tercih edin. Ayrıca her mevsim koruyucu ürün kullanmakta fayda var. Bunu yaşam biçimi haline getirmelisiniz. Ancak kış aylarında daha düşük SPF kullanırken yaz aylarında daha yüksek SPF’ler kullanmanız daha mantıklı olacaktır. Özellikle piyasada koruyuculuğu en az 12 saat süren güneş kremleri artık mevcut olduğundan, onları tercih etmenizi tavsiye ediyorum.

Hassas ciltli kişilere, güneşten nasıl korunmalarını tavsiye edersiniz?

DR. AYFER AYDIN: Güneşin zararlı etkilerine rağmen; ne Uz.Dr. Ayfer AYDINyazık ki bronz ten özellikle biz kadınları cezp ediyor ve vazgeçemiyoruz. Ancak bilinmesi gerekir ki; özellikle deri tipi 1-2 olarak adlandırdığımız açık tenli, mavi - yeşil gibi göz rengi olan, kızıl - sarı saçlar, çilli, kolay yanan, kızaran kadınlar deri kanseri oluşumu için yüksek risk grubundalar. Dolayısıyla özellikle yaz mevsimiyle birlikte tatillerde; güneşin çok dik geldiği saatler arasında güneşlenmemek, SPF oranı en az 50 olan güneş koruyucu ürünlerden kullanmak, şapka takmayı bir alışkanlık haline getirmek, beyaz renkli, güneşi çekmeyen yazlık kıyafetler giymek ve güneş gözlüğü kullanmak faydalı olacaktır. Ayrıca güneşten koruyan kremler, yalnız güneşlenirken değil; günlük yaşamda da, özellikle yüz, boyun, ense, eller ve kollar gibi sürekli güneş alan bölgelere uygulanmalı. Bu hem deri kanserinden korunmak hem de genç kalmak adına çok yararlı olacaktır.

Güneş ışınlarının zararları kadar faydaları da bulunuyor. Bu nedenle kendini ondan mahrum etmek istemeyen kadınlar da söz konusu. Peki, güneşlenmenin ideal süresi ne kadar olmalı?

DR. ERÇİN ÖZÜNTÜRK:
Güneşi özellikle bronzlaşmak, koyu bir tene sahip olmak için kullanırsak, bize kısa ya da uzun vadede, olumsuz yüzünü göstermekte gecikmez. Herkesin bildiği ya da maruz kaldığı güneş lekeleri, alerjiler, kaşıntılar yanında aslında çoğu kişinin üzerinde durmadığı, oysa çok daha tehlikeli olan bağışıklık sistemimiz üzerindeki olumsuz etkileri de var ki bu bahsedeceğim bağışıklık sistemi hasarları için, yılda sadece bir kere bile güneşlenmek yeterli. Maruz kalman UV ışınları, cilt hücrelerindeki DNA'larda mutasyonlara yol açıyor ve bağışıklık sisteminde bir baskılanmaya neden oluyor. Mutasyon; bir canlının genetik yapısında meydana gelen değişmedir ve en korkutucu yanı da nesilden nesle aktarılmasıdır. DNA'da oluşan mutasyonda, düzenli bir şekilde sentezlenen protein ve enzim sistemi bozulur. Böylece canlının proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı da metabolizması değişebilir. Bir gen mutasyona uğradıktan sonra çok daha kararlı bir hale gelir ve tekrar eski haline dönmek için herhangi bir eğilim göstermez. Güneş kaynaklı zayıflayan bağışılık sistemi, mikroplara karşı yüzde 50 daha az cevap vermeye başlar, yani vücut dışarıdan gelebilecek hastalıklara karşı yarı yarıya güçsüzleşir. Cilt kanserinde birinci derecede etkili olan güneş, aslında önce bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Sonuç olarak; hiç korumasız güneşlenmek, yılda bir kere de olsa zararlı. İdeal olan güneşten yararlanma şekli, sabah saat ona kadar ve akşam 17:00'den sonra, SPF oranı 30 güneş faktörlü güneş koruyucular kullanılarak güneşlenilmeli. Bu konu D vitamini sentezi açısından da çok önemli. Genellikle akla takılan sorulardan biri, yeterli D vitamini sentezi için güneşte ne kadar kalınması gerektiği. Ancak bunun için de, avucunuzu beş dakika kadar güneşe tutmanız bile yeterlidir.

Güneş kremi uygulamadan önce ya da uyguladıktan sonra diğer bakım kremleri de uygulanabilir mi? Uygulanabilirse bunlar hangileri olmak?

Dr. Pınar Yozgatlı KaragülleDR. PINAR YOZGATLI KARAGÜLLE: Cilt kremlerini uygulamak bir anlamda kat kat kıyafet giymeye benziyor. En ince kıyafetten başlayıp kalına doğru gittiğiniz gibi, krem uygularken de en hafif olanından başlamalısınız. Serum, losyon ve krem... Günümüzde bazı SPF içeren koruyucu kremler aynı zamanda cildi nemlendiriyor ve besliyor. Bu ürünler kış aylarında koruma sağlamak için yeterli olsa da genellikle içerdikleri koruma faktörü düşük ve yaz aylarında güneşin zararlı ışınlarından korumak için yetersiz kalıyorlar. Güneş koruyucularının öncesinde kullanılacak tonikler alkolsüz, nemlendiriciler de parfüm, meyve asitleri ya da renk açıcı içermemeli. Bu ürünler güneşe olan hassasiyeti artırır ve lekelenmelere sebep olur. Bu noktada hepimizin bildiği ancak hatırlatmak istediğim önemli bir nokta da güneş koruyucularının, güneşe çıkmadan en az 15 dakika önce sürülmesi... Ayrıca unutulmaması gereken bazı ayrıntılar bulunuyor. Mesela eğer SPF oranı 15 olan bir nemlendirici sürüyorsanız, üzerine SPF oranı 30 olan bir güneş kremi uygulandığında toplam uyguladığınız SPF oranının 45 olduğunu düşünmemelisiniz. Bununla birlikte SPF ve antioksidan içeren nemlendirici kullandığınız zaman ise makyaj uygulamaya geçmeden önce cildinizi ortalama beş dakika dinlendirmelisiniz.

Güneş ışınlarının zararlı olduğunu düşünenler bronzlaşmak için solaryumu tercih ediyor. Solaryum da güneş ışınları kadar zararlı mı?

DR. ALP MAMAK:
Şu şekilde düşünelim. Sigara, hardal gazı ve arsenik ne kadar zararlı? Çok değil mi? Solaryum ile güneş ışınlarının da bunlardan hiçbir farkı yok. Cilt koyuluğuna bağlı olarak farklı düzeylerde melanin içerir. Melanin ciltte melanosit adı verilen hücreler tarafından üretilir ve ultraviole ışınları absorbe ederek ya da yansıtarak cildi güneşin kötü etkilerinden korur. Melanin ne kadar fazla ise kişi o kadar bronz ve esmer görünür. Beyaz tenlilerde melanin daha azdır ancak güneşe maruz kaldıklarında melanositlerin bazıları daha fazla melanin üretir ve bazen bronzlaşmak yerine güneş lekeleri üretirler. Özetle esmerleşmek aslında cildin kendini güneşten koruma mekanizmasıdır. Güneş yanıklarını oluşturan mekanizma ise aslında güneşin sıcaklığı değil, ultraviyole ışınlarının radyasyonudur. Ultraviole radyasyondan gelen enerji hücreye zarar verir, özellikle de DNA'ya. Değişik enzimlerle damarlar genişler; kızarıklık, şişlik ve ağrılar oluşur. Radyasyon uyarısı ile bu enzimlerin üretilmesi dört ila altı saat sürdüğünden güneş yanığı sonuçları hemen ortaya çıkmaz, bu da bronzlaştığımızı fark etmemize engel olur. DNA hasarı bazen hücrelerin imhasına da neden olur ki cilt soyulması ile kendini gösterir. DNA hasarı sonrası her ne kadar birtakım onarım mekanizmaları çalışsa da güneş ışığına daha çok maruz kalındığında kanserle sonuçlanabilme ihtimali dahi bulunur. Özellikle ultraviyole B radyasyonu; bazal hücreli ve squamöz hücreli kansere neden olabilir. Unutmayın ki, bir solaryum seansı on ila 12 kere güneşe çıkmakla eşdeğer. Hatta daha zararlı olduğu bile söylenebilir. Ölü melanoma hücrelerinin oluşumunu tetiklerken, özellikle 30 yaş altındaki gençlerde kanser riskini de artırıyor.

Sprey Korumalar Sağlıklı mı?
Sprey şeklindeki güneş koruyucularının uygulanması gayet pratik olsa da, son zamanlarda yapılan araştırmalar dikkatli bir şekilde kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. Birçoğunun içerisinde cildin beyazlığını korumadan UV ışınlarını bloke eden çok ufak titanyumdioksit partiküllerinin bulunduğu söyleniyor. Ancak durumun çok daha zararlı olduğunu gösteren deneyler de söz konusu. UCLA Üniversitesindeki bir laboratuarda denek farelere içerisinde bu partiküllerin olduğu su beş gün boyunca içirilmiş ve birçoğunun DNA'larmda aşırı derecede hasar görülmüş. Bu hasarların daha da büyüyerek iltihaplanmaya ve ileriki aşamada kansere neden olabildiği de söyleniyor.

D Vitaminin faydaları

Son günlerde D vitaminin faydalan sıklıkla konuşulur oldu. Hatta vitaminden çok, cildin güneşe maruz kalmasıyla ürettiği bir hormon olduğunu iddia edenler dahi var. Bu doğru mu?

DR. SARFRAZ ZAİDİ: Eskiden sadece kalsiyumun daha rahat absorbe edilmesinde ve sağlıklı kemiklere sahip olmada olumlu etkisi olduğu düşünülürdü, şimdi D Vitaminin Gücü adlı kitabımda dile getirdiğim gibi yaptığım araştırmaların sonucu olarak depresyondan kalp rahatsızlığına kadar birçok hastalıkta bu vitaminin oldukça olumlu etkiler sağladığını gördüm. Düşük D vitamini oranı, yeterli ensülin ve tiroit hormona sahip olmamakla eşdeğer. Cildin güneşe maruz kalmasıyla ürettiği bir hormon olarak da anılan D vitamini, hücrelerin ölümünü yavaşlatıyor böylece zarar görmüş hücreler hareket etmiyor ve kanser oluşma ihtimali de en aza indirgeniyor. Ancak olumlu yanlarına rağmen güneşe fazla maruz kalmamalısınız. Son zamanlarda bu konuyla ilgili Boston Üniversitesi'nde görev yapan Dr. Michael Holick, D vitamini için güneşe ne kadar maruz kalınması gerektiği hakkında araştırmalar yapıyor. Kesin sonuçlar henüz ortaya çıkmadığından, güneşlenerek cilt kanseri riski de almamak gerekiyor. Bunun yerine D3 vitamin hapları tüketmeyi deneyebilirsiniz

0 yorum:

Yorum Gönder