Cinsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cinsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2011 Pazar

İBRAHİM SARAÇOĞLU HAVUÇ KÜRÜ

Unutkanlığa karşı ve  cinsel performans için havuç kürü
İbrahim SARAÇOĞLU Havuç Kürü


Havuca ayrıcalık kazandıran birkaç özelliğini hemen belirteyim; Unutkanlığınız mı başladı? Onun taze sıkılmış suyunu kür olarak uyguladığınızda, unutkanlığınızın ortadan kalktığını aynı zamanda algılama gücünüzdeki artışı gözlemleyebilirsiniz. Tüm bunların yanında havuç kürü,
-Cinsel gücü artırıcı
-Erken bunama (demans)
-Alzheimer
-Kalp krizi
-Deri ve akciğer kanseri
-Kronik baş ağrısına
karşı da önleyicidir. Unutmayınız ki, sonradan kazanılmış hiçbir hastalık çaresiz değildir. Sonradan kazanılmış olan hastalıkların hemen hemen tamamı önlenebilir. Önlemek ve korunmak insanın kendi elindedir.
Tavşanlar çok hızlı çoğalan hayvanlardır. Bu hayvanların çok hızlı çoğalmalarının arkasındaki etken kendisiyle özdeşleşen bitkidir ve bu da havuçtur. Havuç seks hormonlarını aktive eden bir sebzedir. Tavşanın havucu severek tükettiğini hemen herkes bilir. Ancak, havucun cinsel arzuyu tetikleyen özelliğinin olabileceğini düşünmek kimsenin aklına gelmezdi.
Son birkaç yıldan bu yana yapılan araştırmalar havucun hem düşünme gücünü artırdığını hem de iktidarsızlığa karşı  önleyici güç olduğunu ortaya koymaya başlamıştır. Havuç, cinsel dürtüyü de artırma özelliğine sahiptir.
Havuç kürünü aşağıda önerdiğim şekilde uygularsanız, cinsel gücünüzdeki artışı kısa zamanda fark edersiniz. Aynı zamanda unutkanlığa karşı muhteşem bir silah oluşturmaktadır. Unutkanlık şikâyetiniz var ise, taze sıkılmış havuç suyu kürü bu anlamda çok iyi bir yardımcıdır.

Havucun içerdiği falcarinol etkin maddesinin iki önemli etkisi vardır. Tıp dili ile söylemek gerekirse, falcarinol maddesi anti-neoplastik özelliği olan etkin bir maddedir. Bu bakımdan havuç kansere karşı önleyicidir. İkincisi ise bu etkin maddenin antitümör etki göstermesidir.

Havucun bu özelliğinden istifade edebilmeniz için onun kürünü yapmak gerekir. Yemeklerinizde veya salatanızda tercihli olarak kullanacağınız havuç bir beslenme şeklidir. Eğer onun tedavi veya önleyici gücünden faydalanmak istiyorsanız, mutlaka kürünü uygulamanız gerekir. Havuç, özellikle deri ve akciğer kanserine karşı mükemmel bir önleyicidir. Prostat, pankreas veya meme kanserine karşı bu önleyici gücü yok denecek azdır. Bir bitkinin kansere karşı önleyici gücünden bahsediliyor ise, mutlaka hangi kanser türüne karşı etkili olduğu sorulmalı ve öğrenilmelidir.
Havucun  en çok neye yaradığını kime sorarsanız sorun, hemen gözlere iyi geldiği cevabını alırsınız. Benim yapmış olduğum araştırmalara göre gözlerimiz için havuçtan çok daha faydalı ve güçlü olan sebze domatestir. Havuç bol miktarda A vitamini içerdiğinden dolayı gözler için faydalıdır. Ancak burada bilmemiz gereken nokta A vitamininin yağda çözünen bir vitamin olmasıdır. Havuç suyunu doğrudan içtiğimiz taktirde içerdiği A vitamininden tam anlamıyla istifade edemeyiz.
İçerdiği A vitaminini büyük bir oranda vücudumuza kazandırmak istiyorsak, bu taktirdebir bardak havuç suyunun içerisine iki-üç damla sıvı yağ damlatmamız gerekir.Damlatılan bu sıvı yağ havucun içerdiği A vitamininin çok daha büyük oranda vücudumuz tarafından emilmesini sağlayacaktır. Avrupa’nın bazı şehirlerinde  taze meyve suyu satan dükkânlarda havuç suyu sipariş ettiğiniz zaman, “birkaç damla sıvı yağ damlatalım mı?”diye sorarlar.

HAVUÇ KÜRÜ :

Taze olarak tüketilmeli

Havuç Kürü Şifa Dağıtıyor Üç ay boyunca her gün, akşam yemeğinden iki saat sonra taze sıkılmış bir bardak havuç suyu içilir. Üç ay tamamlandıktan sonra haftada en fazla 2-3 defa yine akşam yemeklerinden iki saat sonra bir bardak havuç suyu içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir. Havuç suyunu içtikten sonra üzerine başka bir şey tüketmemeye özen gösterilmelidir. Her gün akşam taze olarak hazırlanması ve fazla bekletilmeden tüketilmesi gerekir.
Bu uygulama aynı zamanda akciğer, deri kanserine ve de kalp krizine karşı da bir önleyicidir. Günün kürü ile havucun  bütün özelliklerinden istifade ediyorsunuz demektir. Piyasada satılan hazır havuç suları bu amaç için kullanıldığı taktirde başarı oranı yüzde 70 oranında azalabilmektedir. Bu nedenle havuç suyunu kendiniz mutfağınızda taze olarak hazırlarsanız çok daha başarılı sonuç alırsınız.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
Havuç kürü, insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enziminin aktivitesinin düşüklüğü, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Taze sıkılmış havuç suyu kürü, OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda keçiboynuzu (harnup) küründe de bulunmaktadır.

Mide yanmasına karşı etkili
Havuçta bulunan alpha-phellandrene, cinnamic acid maddeleri güçlü bir laxative özelliğe sahip olduğundan, bağırsak sisteminin sağlıklı çalışmasında oldukça etkilidir. Taze sıkılmış havuç suyu bununla da kalmayıp, bağırsaklarda oluşan ve bağırsak kanserine yol açabilen nitrozamini, nötralize edebilen zararsız hale dönüştüren (antinitrosaminic) etkin maddelere sahiptir. Havuç suyunun önemli bir özelliği yemek borusu ve mide yanmasına karşı olan gücüdür.  Eğer mevsiminden dolayı veya herhangi bir nedenle havuç bulunamıyorsa, sadece ve sadece iki yudum olarak içilecek olan soğuk sütün, yemek borusu ve mide yanmasına karşı nasıl etkili olduğunu içtikten 3-4 dakika sonra hissedeceklerdir. [Havucun diğer faydaları]

Alzheimer hastalığını iyileştirici gücü yaklaşık yüzde 30 oranındadır.




Havuç kürünü uygulayan hasta yakınları anlatıyor

Annemin rahatsızlığı durdu

N.D. İstanbul'da noterde çalışan bir memur. Annesinin yaklaşık 6 yıldır ileri dönem Alzheimer hastası olduğunu anlatıyor:

"Durumu giderek kötüye gidiyordu. Havuç kürünü uyguladık. Annemin rahatsızlığı durdu. İlerlemiyor. Annemin kontrollerine gelen hekim, Ne oldu?
Annenizin hastalığında ilerleme görmüyorum. Bu normal değil. Annenize, pozitif enerjinizden mi verdiniz? dedi."
N.D. hekime havuç kürü uyguladığından bahsedemediğini söylüyor. "Biliyorum ki, söylersem hekim inanmayacak" diyor.

Babam eski yaşamına döndü
Ankaralı bir avukat. Babası B.Ç. Emekli Sandığından emekli ve 68 yaşında. "Tavla oynamak ikimiz içinde büyük bir keyifti" diye anlatıyor: "Babam, tavla oynamayı yavaş yavaş sıkıcı bulmaya başladı. Aradan belirli bir zaman geçtikten sonra da, tavla oynarken belirgin hatalar yapmaya başlamıştı. Annem, babamın unutkanlıklarının arttığını, örneğin markete gidip döndüğünde basit bir toplama işleminde zorlandığını ve takıldığını anlatıyordu. Doktora gittiğimizde konulan teşhis, başlangıç evresinde Alzheimer idi. Bir arkadaşımdan havuç kürünü duyduğumda, Bu iş bu kadar basit mi? diye düşündüm. Bir ay boyunca kürü uyguladık. Şimdi babamla karşılıklı, büyük bir keyif alarak tavla oynayabiliyoruz. Annem, babamın unutkanlıklarının büyük bir oranda ortadan kalktığını söylüyor. Babam tekrar eski yaşamına döndü. Markete gidip geldiğinde hesap bile yapmıyor. Dergi ve gazete okumaya başladı." Telefon ile görüştüğü Saraçoğlu, kendilerine, hekim kontrollerini ve önerileri ile havuç kürünü ihmal etmemelerini tavsiye etmiş.

Artık eşimle el ele tutuşabiliyoruz.
Erol Üstünel, geçtiğimiz yıl sonlarında tanıştığı havuç kürü tedavisi ile 8 yıldır Alzheimer hastalığı ile boğuşan eşinde önemli ilerlemeler olduğunu söylüyor. Üstünel, "Ben kişisel merakımdan dolayı doğal tedavi yöntemleriyle ilgileniyordum. Yaklaşık bir yıl kadar önce ibrahim Saraçoğlu'nun doğal tedavi yöntemleri ile ilgili bir kitabı elime geçti.
Bu kitapta havuç kürünün göz sağlığının yanı sıra prostat tedavisinde kullanıldığı yazıyordu. Ayrıca, havucun içinde bulunan maddelerin vücuttaki kaybolan hücrelerin yenilenmesine yardımcı olduğu, bu nedenle Alzheimer hastalığının tedavisinde de kullanılabileceği anlatılıyordu" diyor.
Bu yazıyı okuduktan sonra 8 yıldır Alzheimer ile mücadele eden karısı için yeni bir umut ışığı doğduğuna inanan Üstünel, kürü uygulamaya başlamış. Üstünel bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "Eşim 81 yaşında ve 8 yıldır Alzheimer hastası. Doktorların uyguladığı tedavi ile çok hızlı ilerleyen bu hastalık yavaşlatılmışı. Fakat ne kadar yavaşlatılırsa yavaşlatılsın, artık hiçbir şeye cevap veremeyen, tepki göstermeyen, bir kenarda sadece oturan bir beden haline gelmişti. Hastalığın sonucu olarak idrarını bile tutamıyordu. Havuç kürü tedavisini okuduktan sonra denemeye karar verdim. Bir ay boyunca her gün bir bardak havuç suyu sıktım. İçine birkaç damla da zeytin yağı damlatıp eşime içirdim. Bir ayın sonunda ilk değişimleri görmeye başladım." Üstünel, yaklaşık bir aylık kürün ardından eşinin etrafındaki insanları tanımaya ve konuşamasa bile tepki göstermeye başladığını belirtiyor ve ekliyor:
"Sonra Antalya'ya giderek İbrahim Saraçoğlu ile bir araya geldim ve yaşanan gelişmeleri anlattım. Kendisi bana havuç kürü ile birlikte vücudun yeni hücre üretimine başladığını ve kesildikten sonra da tepki olarak bu üretimin devam ettiğini söyledi. Daha sonra üç ay boyunca bu kürü uygulamaya devam ettim ve karımın hastalığındaki gerileme, artık hemen herkesin fark edebileceği boyutlara ulaştı. Doktorlar bile karımın yaşadığı bu ilerlemeye şaşıyorlar. Hala konuşamıyor, fakat, benim söylediklerime tepki gösteriyor, hatta cevaplamaya çalışıyor. El ele tutuşabiliyoruz. Her sabah çok daha zinde uyanıyor ve artık idrarını tutabildiğini de görüyorum. Tuvalet ihtiyacı hissettiğinde, bir şekilde bize anlatıyor ve tuvalete götürüyorum. Bütün bu gelişmeler havuç kürü ile başladı."


Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.









2 Şubat 2011 Çarşamba

CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA ACI HİSSİ

Vajinismus, Cinsel ilişki sırasında kadının vajen kaslarını istemsiz bir biçimde kasması sonucunda cinsel birleşmenin hiç olamaması ya da çok zor gerçekleşmesi durumu olarak tanımlanır.

21 yaşında yeni evlenmiş bir kadınım. Evlendiğimizden beri eşimle ilişkiye giremiyoruz. Ben kendimi çok kasıyorum ve korkuyorum. Bu evliliğimizde de sorun olmaya başladı. Ne yapmam gerekir?VAJİNİSMUS Çaresiz Değildir

Ülkemizde çok görülen sorunlardan biri de sizin yaşadığınız sorun, yani vajinismus.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Cinsel Gücü Arttıran Öneriler


Erkekte cinsel gücü arttıran 5 altın öneri




 1)Erkeklerde en iyi cinsel uyarıcı aslında uyku. Erkeklere pek çok öneride bulunulmasına rağmen cinselliğin canlanması için en yararlı yol uyumak. Uyumak istemiyorsanız 10 dakikalık kısa bir şekerleme ya da ayaklarınızı 5-10 dakika yukarı kaldırarak dinlenmek enerji toplamanıza yardımcı olur

2) Güneş ışığı ve temiz hava canlandırıcıdır. Yazın güneşli bölgelerde daha canlı olmanızın sırrı biraz da budur. Güneş ışığı hormonları harekete geçirir.



3) Güney’de özellikle Antakya’da çiftleşme dönemi öncesinde yaşlı veya kısır olan keçilerin çakşır otu bitkisinin köklerini yedikleri, ardında da yavruladıkları gözlemlenmiş. Bunun üzerine özellikle sperm sayısı az olan erkekler için çakşır kökü suyu geliştirilmiş.
Acı bir tadı olan bu su özel bir yöntemle elde ediliyor. Sadece keçilerde değil, insanlarda da erkeklik gücünü arttırıyor, sperm sayısını çoğaltmakta olumlu bir etki yapıyor.

4) Düzenli egzersiz ve kasları kuvvetlendirici hafif sporlar. Testosteron yani erkeklik hormonu düzeyini canlı tutacak her türlü bedensel aktivite erkek için yararlıdır.

5) Bu beşli karışım cinselliği kuvvetlendirir

Azgın teke otu (Epimedium Sagittatum)
Çoban çökerten otu (Tribulus Terrestis)
Amerikan Gingsengi (Panax Ginseng)
Japon eriği (Gingo Biloba)
Testere Palmiyesi (Savpalmetto)


 İŞTE DOĞAL AFRODİZYAK TARİFİ


Malzemeler

1 kilo saf, iyi kalite bal
3 çorba kaşığı arı poleni
250 gram toz zencefil
100 gram dövülmüş kişniş
50 gram dövülmüş kakule
150 gram dövülmüş toz kırmızı ginseng
100 gram ısırgan tohumu
100 gram dövülmüş ya da toz haline getirilmiş keçi boynuzu
2 gram safran
2 çorba kaşığı kırmızı pul biberi öğütüp karıştırın.


Yapılışı: Tahta bir kaşıkla macun haline getirin. Güneş görmemesi için bir folyoya sarın. Sabah ve akşam 1 tatlı kaşığı dolusu tüketin. Çok ileri safhada olmayan sertleşme sorunlarında bu macun tarifi genelde işe yarar.

Faydaları: Tabii bu karışım doğal canlandırıcıdır ve doping etkisi yapar. Baldaki doğal şeker içeriğiyle ve yapısıyla güçlendiricidir. Safran çok özel bir cinsel uyarıcıdır. Zencefil, kişniş yorgunluğu alır ve cinsel organların dolaşımını destekler. Özellikle arı poleni hücre yenilenmesi ve sperm hücrelerinin desteklenmesi için çok yararlıdır. Baba olmayı düşünenler için de iyi bir uyarıcı, sperm miktarı ve kalitesini doğal yolla arttırıcıdır.

Andropozdaki erkeğin kurtarıcısı

1 litre suya, 2 poşet mate çayı, 1 tatlı kaşığı öğütülmüş kırmızı-kore ginsengi, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım tatlı kaşığı öğütülmüş meyan kökü katın. Bu karışımı kaynar suda 2-3 dakika fokurdatın.

Kaynayınca 3-4 dakika demlenmeye bırakın. Sonrasında sıcak olarak biraz esmer şeker katın ve gün içinde için. Yüksek tansiyonu olanların içmesini önermem.
Cinsel hayatı hareketlendiren yiyecekler

Yulaf ezmesi: Sabah kahvaltınızla bir kahve fincanı kadar tüketin.

Ginseng: Özellikle kırmızı ginseng (Kore ginsengi) erkekler açısından daha yararlıdır. Cinsel açıdan uyarır, yorgunluğa iyi gelir, doğal testosterondur. Sperm miktarı ve sayısını artırır. Hap olarak alınabileceği gibi jelleri ve tozları da vardır. Ginseng genç ama beyni yorgun erkekler, yoğun çalışanlar için erkeklik hormonunu destekleyici doğal bir yardımcıdır.

Kırmızı pul biber: Yemeklerinizin üzerine az miktarda katabilirsiniz.

Fındık: Yoğun lif ve doymamış yağ asitlerine ek olarak içerdiği yoğun E vitamini sperm üretiminin artmasını sağlar, kolesterolün olumsuz etkilerine karşı korur. Günde bir küçük avuçtan fazla yemeyin.

Çikolata: Mutluluk hissi veren beyindeki kimyasal hormonların salgılanmasına yardımcı olur, cinsel gücü arttırır.

Kabak çekirdeği: İçerdiği yoğun çinko ve doymamış yağ asitleriyle erkekler için yararlıdır. Günde bir avuç ve tuzsuz olarak yenmesi yeterlidir.

Mesir macunu: Karışımın içerisindeki bitkiler cinsel gücü arttırır.
Zencefil: Tüm vücudu uyarır.

Roka: Cinsel gücü arttırır.

Antepfıstığı, fıstık, fındık, ceviz, badem, Hint fıstığı, incir: Cinsel arzuyu arttırır. İçeriğinde bulunan E vitamini cinsel organlara giden kan dolaşımını hızlandırarak seks dürtüsünü arttırır.

Avokado: İçeriğindeki antioksidanlar seks hormonlarının üretimini hızlandırır.

 Keçi boynuzu: Günde 2 tane keçi boynuzu yemek cinsel isteği arttırır.

Sade yağ (tereyağın orta kısık ateşte yakmadan sürekli karıştırılarak köpüklerini alıp atarak hazırlanmış olan şekli.)

Tropikal meyveler
Bal kuru meyveler
Tavuk suyu
Peynir
Tahin
Pekmez
İstiridye
Kırmızı et (yağsız olmalı)



Bazen erkeklerde cinsel güçte düşme olabilir. Böyle durumlarda bedene enerji veren ve cinsel performansı arttıran doğal desteklerin yararı olabilir.



Erkeklerde en iyi cinsel uyarıcı aslında uyku. Erkeklere pek çok öneride bulunulmasına rağmen cinselliğin canlanması için en yararlı yol uyumak. Uyumak istemiyorsanız 10 dakikalık kısa bir şekerleme ya da ayaklarınızı 5-10 dakika yukarı kaldırarak dinlenmek enerji toplamanıza yardımcı olur.
CİNSEL GÜCÜ ARTTIRAN ALTIN ÖNERİLER

30 Kasım 2010 Salı

Düşük Yapma Nedenleri

düşük
Neden düşük yapıyorum?

32 yaşındayım. 2 aylık düşük yaptım. Bir süre sonra 1.5 aylıkken bir düşük daha yaptım. Bunun nedenleri ne olabilir?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY - Düşük nedenleri epey fazla. Erkekle ilgili olarak spermin kusurları olabilir, genetik bozukluklar olabilir. Sizde hormonal nedenler, rahmin yapısal bozuklukları, geçirilmiş veya halen mevcut olan bazı enfeksiyon, metabolizma hastalıkları gibi pek çok nedene bağlı düşükler görülebilir. Yeni bir gebeliğe başlamadan önce bunların araştırılması gerekiyor.

Mantardan Kurtulamıyorum, ne yapmam gerekiyor.


CIN III çıktığı için serviks alındı. HPV 33 çıkmıştı. Şimdi bitmeyen mantar enfeksiyonum var. Çeşitli kremler kullandım ama düzelmiyor. Acaba ne yapmam gerekiyor? Vajinamı kaplayan bir beyaz tabaka nedir?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY - Tedaviden sonra en az bir yıl prezervatifsiz ilişkide bulunmamanız gerekir. Çünkü eşinizde (veya arkadaşınız) bu virüs halen vardır. Tedaviden sonra da sizde muhtemelen yine HPV bulunabilir. Bence tekrar smear aldırın. Bunun dışında vajindaki beyaz tabaka dediğiniz nedir? Neden oluyor gibi soruların cevabını görmeden verebilmek çok zor. Doktorunuzla tekrar konuşmanızda yarar var.

Kürtaj olmak zorundayım.

18 yaşındayım ve 6 haftalık hamileyim. Kürtaj yaptıracağım çünkü doğuramam. Çok istesem de imkansız. Kürtajdan korkuyorum, bünyem de zayıf. Sizce lokal anestezi mi yoksa genel anestezi mi yaptırmalıyım?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY - Kürtaj konusunda karar vermeden önce bence çok iyi düşünün... Pek çok hastanın çocuğunu aldırdıktan sonra ilerleyen yıllarında çocuğum olsun diye yıllarca uğraştıklarını, her kadın doğum hekimi görmüştür. Bu, her kürtaj olanın başına bir sorun gelecek demek tabii ki değil. Ama benim söylediğim de yaşanan, görülen bir olay. Eğer kürtaj olmaya kesin karar vereceksiniz, artık bu devirde lokalle bu iş pek yapılmıyor. Herhalde sizin doktorunuz da ufak bir anestezi verdirerek yapacaktır kürtajınızı.

Yumurtlamamda sorun varmış

24 yaşında bir kızım. Benim şikayetim el ve ayaklarımda ateş basmaları, yanmalar. Adetim bittikten 1 hafta sonra doktora gittim, test sonuçlarını size yolluyorum. Ultrason çekildi. Doktorum "Yumurtlamanda sorun var" dedi ve bana Diana 35 verdi. Henüz kullanmaya başlamadım. 6 ay boyunca adetimin ilk gününden itibaren 3 hafta kullanıp 1 hafta ara verecek şekilde kullanmam gerekiyormuş. Doktora "Bu ilaç kilo yapıyormuş" dediğimde bana "Aksine seni zayıflatacak çünkü karın çevresinde yağlanman var" Bir de benim her ay adetim düzenli olarak gününde geliyor ama çok sancı çekiyorum. Yumurtlamamdaki sorun sizce bundan dolayı olabilir mi?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY - Hormon değerleriniz normal. Doktorunuz yumurtlama sorunu var dediğine göre verdiği ilaç yumurtalıkların çalışmasını düzene sokacak. Büyük olasılıkla adet ağrıları duracaktır. Kilo aldırma konusuna gelince; özellikle pölikistik over'i olan hastalarda kalça ve bel çevresinde ciddi artış olmaktadır. Hormonların düzene sokulması ve biraz da hastanın diyet ve spor yapması, kilo vermeyi ciddi şekilde kolaylaştırmaktadır.

Bende ve eşimde HPV var

Bende ve eşimde HPV var. Her yıl düzenli olarak smear incelemesi içeren bir muayeneden geçiyorum. Bu virüsün rahim ağzı kanserinde etkili olduğunu duymuştum. Ancak benim merak ettiğim genital organlar dışında etkili olup olmadığı. Yani oral seks yoluyla bulaşma özelliği var mıdır?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY - HPV genital organlar dışında anüste, ağız mukozasında, erkekte ise peniste kanser yapabilmektedir. Rahim ağzı kanserinde olduğu gibi diğer organlarda da belirli aralarla tarama yaparak kanser başlamadan yakalanması gibi bir metod henüz yok. "HPV bende ve eşimde var" diyorsunuz. Her HPV tipi kanser yapmıyor. Kanser yapanlar ülkemizde en çok 16-18 tipleri. İsterseniz HPV tipine baktırabilirsiniz.

İlaçları alayım mı, bırakayım mı?

21 yaşındayım. Adet düzenliği için doktora gittim. Bütün tahlililer yapıldı ve yumurtalıklarımda 5 mm'lik kist görüldü. Polikistik över denip Diana 35 isimli ilaç verildi. Yan etkileri oolunca doktor ilacı değiştirdi ama ben sürekli kilo alıyorum Ne yapmam gerektiğini bilemiyorum ama bu ilaçları kullanmak istemiyorum.

5 mm kist için bu ilaçları kullanmaya gerek var mı? İlaca devam edeyim mi yoksa bırakayım mı?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY - Doktorunuz size 5 mm'lik kist için değil, polikistik over tedavisi için o ilacı vermiştir. Polikistik over'de yumurtlama olmadığı için pek çok yumurta gelişmeye başlar ve yumurtalık yüzeyine kadar gelir fakat yırtılıp içindeki yumurtayı atamadığı için yumurtalık içinden pek çok kistler bulunur. Bu bozukluk kilo artışı, tüylerde artış, adet düzensizliği, gebe kalamama gibi durumların oluşmasına neden olur. Size verilen doğum kontrol ilacı yumurtalıkların düzenli çalışmasına yardımcı olmaktadır. Bu arada şeker metabolizmanızıda inceletin. Çoğu hastada kan şekerinin normal olmadığı görülmektedir. Bu tedavi epey uzun sürmektedir. Sizin mutlaka kilo sorununuzu halletmeniz gerekiyor. Kesinlikle zayıflamalısınız. Diyet yapın, spor yapın ama mutlaka kilo vermeye çalışın ve doktor tavsiyelerine uyun.

Cinsel Gücü Artırma Önerileri

cinsel
Cinsel yaşamınızı her yaşta keyifle sürdürmek istiyorsanız, aşağıdaki önerilerden yararlanabilirsiniz.
Bazı ilaçlar, özellikle de yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve depresyon tedavisinde kullanılanlardan bazıları, iktidarsızlık yapabilmektedir. Yeni başladığınız bir ilaçtan sonra cinsel güçsüzlük oluştuysa doktorunuzla görüşmelisiniz.

Beslenmenize özen gösterin: Tükettiğiniz besinlerdeki kolesterol ve doymuş yağ miktarını azaltın. Daha az kalori tüketin, sebze ve meyve kullanımınızı artırın.

Kilo verin: Cinsel güçsüzlük ile ilgili pek çok hastalıkta, özellikle şeker hastalığında, hipertansiyon ve damar sertliğinde, kilo fazlalığı ve şişmanlık en önemli faktördür. Düzenli bir kilo verme programı, damarlardaki kan akımını iyileştirip cinsel yaşamınıza olumlu katkılar sağlar.

Düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz alışkanlığı sizi seksüel güç azalmasının en önemli faktörleri olan yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliğinden koruyacak, damarlarınızı hep genç tutacaktır.

Strese dikkat: Depresyonun ve depresyon tedavisinde kullanılan pek çok ilacın cinsel yaşamı baskıladığı bilinmektedir. Ayrıca gerilimli, stres düzeyi yüksek, sinirli erkeklerde cinsel güç kaybı daha erken yaşlarda ortaya çıkmakta ve daha yoğun seyretmektedir.

Alkol ve sigaradan uzaklaşın: Alkol ve sigara da cinsel sağlığın en etkin toksinleridir.

Düzenli seks yapın: Cinsel güç azalmasından korunmanın etkin yollarından biri de düzenli seks hayatıdır.

Yeterince uyumaya dikkat edin: Uykusuzluk ve yorgunluk, düzenli seks yaşamının en önemli toksinleridir.

Paniğe kapılmayın: Herkes zaman zaman cinsel güçsüzlük sorunu yaşayabilir. Asla hemen paniğe kapılmayın. Bu dönemlerde düzenli dinlenme, kısa tatiller, kaçışlar size iyi gelecektir.

Doktorunuzla konuşun: Cinsel güç kaybı sorununuzu doktorunuza bildirmekten çekinmeyin. Bu sorun bazen çok basit bir hatadan kaynaklanabilir. Seyrek de olsa önemli bir sağlık sorununun ilk belirtisi olabilir. Sebebin belirlenmesinde ve en uygun çözümün bulunmasında doktorunuzdan yardım istemenizde yarar vardır.

(Prof. Dr. Halim Hattat’ın katkılarıyla)

Yaşlılıkta felçten korunmak mümkün mü?

Yaşlanma ile felç geçirme riskimizin arttığını hepimiz biliyoruz. Gelişmiş ülkelerde kalp hastalıkları ve kanserden sonraki en sık ölüm nedeni de inmeler yani felçlerdir. Amerika’da her yıl 700-750 bin kişi inme geçirmektedir. Eğer felç geçirme riskimizi artıran faktörleri bilirsek, bunlara karşı önlemler alarak riskimizi belli ölçülerde azaltmak mümkün olabilecektir.

RİSKİ ARTIRAN FAKTÖRLER En önemli risk faktörlerindendir. Eğer iyi bir tansiyon kontrolü sağlayabilirseniz, hem damar tıkanması, hem de beyin kanamaları sonucu gelişen inme riskinizi azaltmış olursunuz. Yüksek kan basıncı arterlerinizi stres altında tutacak ve bu stres damar duvarlarında "ateroskleroz" olarak adlandırdığımız "damar sertliği" tablosunun oluşumunu kolaylaştıracaktır. Hipertansiyon saptanan kişilerin sağlıklı beslenmeleri, düzenli egzersiz yapmaları ve eğer fazla kiloları varsa zayıflamaları gereklidir.

Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon:

Sigara kullanımı:

Sigara içenler, içmeyenlere göre iki kat daha fazla inme geçirme riskine sahiptir.

Diabet: Diabetiniz varsa, inme riskiniz belirgin şekilde yükselmektedir. Tedavisi iyi düzenlenmemiş diabetiklerde damar sertliği gelişimi kolaylaşmakta, bu da inme riskini beraberinde getirmektedir.

Yüksek kolesterol seviyeleri: Ateroskleroza yol açması nedeniyle inme riskini de artırmaktadır. Azaltmak için düşük yağ ve düşük kolesterol içeren diyet uygulanmalıdır. Bu diyet sebze ve meyve ağırlıklı, etin daha az yendiği bir diyet özelliğindedir.

Fiziksel olarak inaktif bir yaşam biçimi: Düzenli egzersiz kalbinizi güçlendirecek, kan dolaşımınızı düzenleyecek, kan basıncınız ve kolesterol düzeylerinizi düşürecektir. İlaveten, kilonuzun kontrolünü ve stresle baş etmenizi kolaylaştıracaktır. Egzersiz programına başlamadan önce hekiminizle konuşmanız uygun olacaktır.

İlaç bağımlılığı: İllegal ilaçların ve uyuşturucuların kullanımı, kan basıncında ani artışlara, beyindeki kan damarlarında zayıflığa ve kalp ritm bozukluklarına yol açar. Bu grup ilaçlar ve maddeler, sonuçta inmeye neden olurlar.

Stres: Stresle nasıl başa çıkacağımızı öğrenmemiz gereklidir. Fiziksel aktivite düzeyimizi artırmak, kafein alımını kısıtlamak, bizi huzursuz edecek şeylerden uzak durmak önerilebilir.

Obezite: Aşırı kilolu olmak hipertansiyon, kalp hastalığı, ateroskleroz ve diabet riskini artırmaktadır.

Boyun damarlarında darlık: Boyun damarları, boynun her iki yanında uzanan ve beynin kanlanmasını sağlayan damarlarımızdır. Eğer ateroskleroz oluşmuşsa, bu damarlarda da daralma gelişebilmektedir. Bu durumun oluştuğu hastalarda inme riski artmaktadır. Daralmanın düzeyine göre doktorunuz size kan sulandırıcı ilaçlar ya da damarın genişletilmesine yönelik girişimsel tedaviler (endarterektomi yada stent uygulamaları) önerecektir.

Kalp hastalıkları: Konjestif kalp yetmezliği, geçirilmiş kalp hastalığı, kalp kapak hastalıkları, geçirilmiş kapak operasyonları, atrial fibrilasyon dediğimiz kalp ritm bozuklukları inme riskini artırır. Bu durumlarda kalp, kanı düzenli bir şekilde pompalayamamakta ve pıhtı oluşumu kolaylaşmaktadır.

Artmış homosistein düzeyleri: Bu amino asit normalde vücudumuzda bulunmaktadır. Ancak normalin üstünde bulunması kalp ve damar hasarına yol açmaktadır.

Prof. Dr. Ayşe ALTINTAŞ

Cinsel gücü azaltabilen ilaçlar
Cinsel gücü azaltabilen ilaçlar arasında hipertansiyon tedavisinde kullanılanlar (beta blokörleri, rezerpin, dihidralazin, klonidin), idrar söktürücüler, kardiak stimülanlar (dijitaller, verapamil), antilipit ilaçlar (klofibrat), antidepresanlar (trisiklik antidepresanlar, lityum karbonatları), trankilizanlar; ruhsal gevşeticiler (benzodiazapin), uyku ilaçları (barbitüratlar), migren ilaçları (dihidroergotamin), kilo kaybettirici ilaçlar (fenfluramin), opiatlar (uyuşturucular, morfin ve benzerleri), östrojen ve gestajenler, sitostatikler (kanser kemoterapisinde kullanılan ilaçlar) olabilmektedir.

NOT: Bu ilaçların cinsel gücü azaltabilmesi mümkündür ama size bunları reçete eden doktorunuzla konuşmadan kesinlikle bırakmamalısınız. Böyle bir sorununuz olduğunda doktorunuzu bilgilendirmeniz halinde gerekli gördüğü takdirde uygun değişimleri o zaten yapacaktır.

Dr. Ece HATTAT

DİYET GÜNLÜĞÜ

Lezzetten vazgeçmeyin

Diyet yaparken öğüne çorba ile başlamanın daha tok tutucu olduğunu söylemiştiniz. Peki hazırladığımız çorbalar yağsız mı olmalı, bir örnek verebilir misiniz?

Yağ alımınızın 3-4 tatlı kaşığı olduğu bir beslenme planında, bunun 1 tatlı kaşığını öğünde tükettiğiniz çorbadan almak ve yine o öğünde salatanızı yağsız, sirke ve limonla tüketmek diyetinizi bozmaz. Önemli olan çorbanızı hazırlarken ne kadar yağ kullandığınızdır. Yarım litre yağsız tavuk suyu ve su kullanarak hazırlayacağınız çorbanıza 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ eklemeniz yeterli olacaktır. Bunun yanı sıra lezzetin sırrı olan baharatları (hazır sos ve bulyonlar hariç) kullanmayı unutmayın.

İşte size bir sebze çorbası tarifi:

400 gr. yağı alınmış tavuk suyu, yarım bardak su 

1 yemek kaşığı zeytinyağı 

3 orta boy küp şeklinde doğranmış domates

250 gr. brokoli

30 gr. az yağlı kaşar peyniri (küp şeklinde doğranmış)

Tuz, karabiber, kırmızı biber

(1 porsiyon; 96 kalori)

Tencerede tavuk suyunu, domatesi, brokoliyi ve zeytinyağını karıştırın, kaynatın. Ateşi kısın ve 20-30 dakika ya da brokoli yumuşayana kadar pişirin. Ateşten alın. Hazırlanan çorba karışımını mikserden geçirin. Püre şeklindeki çorbayı bir servis tenceresine koyun. Peynir küplerini tencereye atın. Eriyene ve çorba koyulaşana kadar karıştırın.

Diyetisyen Nilüfer BAYRAM

Diyet bozma nedenleri

Diyetimi hiç bozmadan devam ediyorum. Ama aylar sonra kendimi bir anda hiç yemediğim şeyleri yerken veya çikolata paketlerinin içinde buluyorum. Bunun nedeni ne olabilir?

Bunun birçok nedeni olabilir elbette... Başlıca nedenlerine şöyle değinebiliriz:

Tek besine dayalı diyetler yapmak: Tek besinden oluşan bir diyet yapıyorsanız (makarna diyeti, çorba diyeti vb...) bir süre sonra sıkılmanız ve bu duruma gelmeniz çok normal.

Sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme programına sahip olup bundan yararlanamamak: Diyetinizi diyetisyen hazırlasa da yaratıcılığınızı kullanmanız gerekiyor. Size günde 4 porsiyon meyve veriyorsa, bunun dördünü de elma olarak tüketiyor, sebze-salata yazan her yerde domates, biber yiyorsanız diyet sıkıcı hale gelecektir. Çeşitlilik ve küçük kaçamaklara ihtiyacınız var!

Hastalık: hastalık nedeniyle diyetten uzaklaşma ve farklı yiyeceklere yönelme sık görülen durumdur.

Stres: Evde, işyerinde olan ya da sevgilinizle yaşadığınız her sorun size ve yediklerinize yansır, sizi olumsuz etkileyebilir.

Çok yoğun çalışma veya işten ayrılma: İşyerindeki ani değişiklikler yine gün boyu yediklerinize yansıyacaktır.

Sporu bırakma: Sporun iştahınızı dengeleyen, kilo kaybını ve sağlıklı kiloyu korumayı sağlayan bir aktivite olduğu düşünülürse, spordan uzaklaşma halinde yeme davranışlarını dizginlemek daha zor olabilir.
Kullandığınız ilaçlara dikkat edin: