diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2011 Cuma

Diyet yapmadan fazla kilolardan kurtulmanın 12 yolu!

Fit bir vücut için yapmanız gereken tek şey; 'yeterli' ve 'dengeli' beslenmek! Üstelik aç kalmadan ve sıkıcı listelere bağlı yaşamadan!

Fazla kilolarınızdan kurtulmanın vakti geldi! Siz de fit bir vücudun hayalini kuruyor, ancak diyetlerle bir türlü baş edemiyor musunuz? Telaşlanmayın, çünkü ideal kilonuza kavuşmanız için ağır ve sıkıcı diyetlere ihtiyacınız olmayacak. Fit bir vücut için yapmanız gereken tek şey; ‘yeterli’ ve ‘dengeli” beslenmek! Üstelik aç kalmadan, sıkıcı listelere bağlı yaşamadan!




Büyük şehirlerde yaşamanın en büyük dezavantajlarından biri, yoğun iş hayatı ve günlük koşuşturmalar nedeniyle düzensiz beslenmek zorunda kalmanız. Hemen hemen herkes sabahları kahvaltısını ayakta atıştırıyor, gündüz tabağındaki besinleri hızla tüketiyor, akşam öğününü de neredeyse yatma vaktine yakın yiyebiliyor. Bunun faturasını da hızla aldığınız kilolar ile ödemek zorunda kalıyorsunuz. Fazla kilolarınızdan kurtulup fit bir vücuda sahip olabilmeniz için başladığınız diyetleri de genellikle düzensiz yaşantınız ya da aynı besinleri yemekten sıkılıp iradenize yenik düşerek yarım bırakıyorsunuz.

24 Ekim 2011 Pazartesi

Hülya avşar diyeti

Hülya Avşar bu yaz tam dokuz kilo verdi ve iki beden birden inceldi. Pek çok kişi yaz tatilinden aldığı fazla kilolarla dönerken Avşar'ı tatilde incelten diyeti hazırlayan Banu Kazanç bu işin inceliklerini anlattı. Kazanç; sarkmadan, sıkılmadan, yüz güzelliği hiç bozulmadan diyet yapmanın tüyolarını verdi.

Salata kilo yapardı
Hülya Avşar bu yaz nasıl bir diyet uyguladı?

Bir kere Hülya Avşar'ın vücut yapısı klasik Türk kadını vücut yapısından biraz farklı. Çok spor yaptığı için sıkı bir vücudu var.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Dr. Ender Saraçtan Sağlıklı Zayıflamanın Sırları

Televizyondan, özellikle de sabah programlarından aşina olduğumuz zayıflama doktoru Ender Saraç, kilo vermek isteyenlere zerdeçal, nane ve yeşil elma koklamalarını önermiş: "Zerdeçal, nane ve yeşil elma kokularını günde 25-30 kere derin derin içinize çekerek, iştah merkezini rahatlatabilir, açlık hissinizi bastırabilirsiniz."


"Sağlıklı Zayıflamanın Sırları" adlı bir de kitabı bulunan Ayurveda Uzmanı (Yaşam Bilgisi) ve Aile Hekimi Dr. Saraç, sağlıklı ve hızlı kilo vermek isteyenlere şöyle önerileri var:


6 Şubat 2011 Pazar

BİLİNÇSİZ DİYET KANSER NEDENİ


Bilinçsiz diyet kanser nedeni.


Araştırmalara göre, hızlı kaybedilen ve geri alınan kilolar bağışıklık sistemini çökertip vücudu kansere karşı savunmasız bırakıyor. Kısa sürede kilo verdiren diyetler kalp, şeker gibi ciddi hastalıklara yol açıyor.



"10 Kilo fazlalığım var. Yaza girmeden zayıflamak istiyorum. Kilo vermek için önerileriniz nelerdir?"

31 Ocak 2011 Pazartesi

Kadınlar, Folik Asit takviyesiyle doğmamış bebeğinizi sakatlıkla....

Bebeğinizi doğuştan meydana gelebilecek bazı ciddi sakatlıklardan korumak için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biri düzenli olarak her gün Folik Asit almanızdır. Batı'da, özellikle ABD ve İngiltere'de kadınları bu konuda bilinçlendirmek ve doğurganlık çağındaki her kadının düzenli olarak Folik Asit almasını sağlamak için bir süredir ülke çapında kampanyalar yürütülüyor.

Şişman Olup Olmadığınızı Anlamak İçin BKİ'nizi Hesaplayın

Yaz kapıya dayanmışken, diyete başlamanın gerekip gerekmediğini, boyunuza göre kilonuzun fazla olup olmadığını anlamak için öncelikli olarak Beden Kitle İndeksi'nizi (BKİ) öğrenmelisiniz. (İngilizce'si Body Mass İndex - BMI) Günümüzde şişmanlık tanım ve sınıflandırmasında beden kitle indeksi kullanılmaktadır. Kilolu olduğuna inanan bir çok insan, BKİ hesaplarına göre aslında normal denilen sınırlar içerisine olduğunu görüp şaşırmaktadır. O yüzden her yerde karşımıza çıkan şok diyetlerden birine başlamadan önce Beden Kitle Endeksinizi hesaplamanızı öneririm.

DOĞUMDAN SONRA KİLO VERMEK İÇİN

EMZİREN ANNELER İÇİN ZAYIFLAMA ÖNERİLERİ

Bebeğinize süt vermek, hamilelikten önceki formunuza daha çabuk dönmenize yardımcı olacaktır.

* Süt vermek, en azından doğumdan sonraki ilk 12 ay boyunca kilo vermenizi hızlandıracaktır. Amerikan Kadın ve Doğum Uzmanları Birliği'nin açıklamasına göre, emzirme süreci rahminizin gebelik öncesi boyutlarına ve formuna dönmesine yardımcı olan bir takım hormonların bedeninize salgılanmasını sağlıyor.

ACİL KİLO VERMEK İSTEYENLERE AMERİKAN KALP VAKFI'NIN DİYETİ:

"Kısa sürede oldukça kilo verdiren diyetlere büyük bir talep var. Kimi diyetisyenler bu diyetlerin çok kısa sürede kilo verdirmesini sakıncalı bulsa da Amerikan Kalp Vakfı acilen kilo vermeleri gereken kalp hastalarına bu diyeti öneriyor.

Ancak 35 yaş üstü kişilerin ve sağlık problemi olanların Amerikan Kalp Vakfı'nın diyetini yapmamaları gerektiği baştan belirtiliyor. 3 günde tam 4.5 kilo verebileceğiniz iddia edilen bu diyeti üçüncü günün sonuda bırakmalı ve tekrar etmek istiyorsanız en az bir hafta ara vermelisiniz.

1. GÜN

YEŞİL ÇAY HER DERDE DEVA MI?

4000 yıldan uzun bir süredir yeşil çayın sağlığa faydalarının farkında olan Çinliler, bu mucizevi içeceği başağrısından depresyona her türlü derde deva olarak kullanıyorlar. Yeşil çay ve bizim içtiğimiz siyah çay aslında aynı bitkinin yaprakları. Aralarındaki tek fark, yeşil çayın az işlem görmüş olması. Yeşil çaydaki kafein oranı da siyah çaya oranla daha az, ancak fazla işlem görmediği için yeşil çayın vücuda faydaları çok daha fazla. Kirpikleri bile uzattığı iddia ediliyor.


ZAYIFLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL, SELÜLİTTEN KURTULMAK İÇİN

Selülit, aynı kıvrımlı vücut hatları, göğüsler, yumuşak kaslar gibi bir dişilik özelliğidir. Kadınlar, sütun gibi bacaklara sahip olmak varken, portakal kabuğu gibi yumrulanmış ve gevşemiş bir ciltle karşı karşıya kalınca dehşete kapılır. Selülit yalnız estetik bir mesele değildir. Bir çeşit hastalık, dolaşım bozukluğu veya cilt altı yağ dokusunun yeteri kadar beslenememesi durumudur.

Yanlış alışkanlıklar

YOĞURT YİYEREK, YAĞLARINIZI ERİTİP, KASLARINIZI KORUYABİLİRSİNİZ

Göbeğini hızla eritmek isteyenler, bol bol yağsız yoğurt yesin! ABD'de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazl
 a kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı.

3 Ocak 2011 Pazartesi

KIRMIZI BİBER KİLO VERDİRİR Mİ?

Kırmızı biber kilo vermede gerçekten etkili olabilir mi?


Kırmızı biberin içinde bulunan kapsaisin maddesi yenilen miktarla orantılı olarak iştahı azaltıyor.  Yemek sonrası metabolizmayı hızlandırarak vücudu yediklerinizi yakması için uyardığı ve bu suretle vücuttaki yağ miktarının azalmasını sağladığı iddia ediliyor.



Son yıllarda piyasaya sürülen gıda desteği ürünlerin büyük çoğunluğunun satışını artırmak amacıyla  ‘zayıflatıcı’ olarak pazarlandığını görüyoruz. Zayıflamaya çalışan milyonlarca kişinin, Nasrettin Hoca’nın göle yoğurt çalması gibi “Ya tutarsa” mantığıyla bu ürünlerden bir kere bile satın alsa ortaya çıkan satış rakamını tahmin edebilirsiniz. Bilimsel açıdan bakıldığında ise önemli olan, ileri sürülen zayıflatıcı etkisinin bilimsel çalışmalarla ne derecede desteklendiği... Bilimsel çalışmaların ‘güvenilir’ kaynaklarda yayınlanmış olması bir diğer önemli husus, şüphesiz. Çünkü bazı dergilerde ‘düzmece deneysel sonuçların’ yayınlanması da mümkün.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Cinsel Gücü Arttıran Öneriler


Erkekte cinsel gücü arttıran 5 altın öneri




 1)Erkeklerde en iyi cinsel uyarıcı aslında uyku. Erkeklere pek çok öneride bulunulmasına rağmen cinselliğin canlanması için en yararlı yol uyumak. Uyumak istemiyorsanız 10 dakikalık kısa bir şekerleme ya da ayaklarınızı 5-10 dakika yukarı kaldırarak dinlenmek enerji toplamanıza yardımcı olur

2) Güneş ışığı ve temiz hava canlandırıcıdır. Yazın güneşli bölgelerde daha canlı olmanızın sırrı biraz da budur. Güneş ışığı hormonları harekete geçirir.



3) Güney’de özellikle Antakya’da çiftleşme dönemi öncesinde yaşlı veya kısır olan keçilerin çakşır otu bitkisinin köklerini yedikleri, ardında da yavruladıkları gözlemlenmiş. Bunun üzerine özellikle sperm sayısı az olan erkekler için çakşır kökü suyu geliştirilmiş.
Acı bir tadı olan bu su özel bir yöntemle elde ediliyor. Sadece keçilerde değil, insanlarda da erkeklik gücünü arttırıyor, sperm sayısını çoğaltmakta olumlu bir etki yapıyor.

4) Düzenli egzersiz ve kasları kuvvetlendirici hafif sporlar. Testosteron yani erkeklik hormonu düzeyini canlı tutacak her türlü bedensel aktivite erkek için yararlıdır.

5) Bu beşli karışım cinselliği kuvvetlendirir

Azgın teke otu (Epimedium Sagittatum)
Çoban çökerten otu (Tribulus Terrestis)
Amerikan Gingsengi (Panax Ginseng)
Japon eriği (Gingo Biloba)
Testere Palmiyesi (Savpalmetto)


 İŞTE DOĞAL AFRODİZYAK TARİFİ


Malzemeler

1 kilo saf, iyi kalite bal
3 çorba kaşığı arı poleni
250 gram toz zencefil
100 gram dövülmüş kişniş
50 gram dövülmüş kakule
150 gram dövülmüş toz kırmızı ginseng
100 gram ısırgan tohumu
100 gram dövülmüş ya da toz haline getirilmiş keçi boynuzu
2 gram safran
2 çorba kaşığı kırmızı pul biberi öğütüp karıştırın.


Yapılışı: Tahta bir kaşıkla macun haline getirin. Güneş görmemesi için bir folyoya sarın. Sabah ve akşam 1 tatlı kaşığı dolusu tüketin. Çok ileri safhada olmayan sertleşme sorunlarında bu macun tarifi genelde işe yarar.

Faydaları: Tabii bu karışım doğal canlandırıcıdır ve doping etkisi yapar. Baldaki doğal şeker içeriğiyle ve yapısıyla güçlendiricidir. Safran çok özel bir cinsel uyarıcıdır. Zencefil, kişniş yorgunluğu alır ve cinsel organların dolaşımını destekler. Özellikle arı poleni hücre yenilenmesi ve sperm hücrelerinin desteklenmesi için çok yararlıdır. Baba olmayı düşünenler için de iyi bir uyarıcı, sperm miktarı ve kalitesini doğal yolla arttırıcıdır.

Andropozdaki erkeğin kurtarıcısı

1 litre suya, 2 poşet mate çayı, 1 tatlı kaşığı öğütülmüş kırmızı-kore ginsengi, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım tatlı kaşığı öğütülmüş meyan kökü katın. Bu karışımı kaynar suda 2-3 dakika fokurdatın.

Kaynayınca 3-4 dakika demlenmeye bırakın. Sonrasında sıcak olarak biraz esmer şeker katın ve gün içinde için. Yüksek tansiyonu olanların içmesini önermem.
Cinsel hayatı hareketlendiren yiyecekler

Yulaf ezmesi: Sabah kahvaltınızla bir kahve fincanı kadar tüketin.

Ginseng: Özellikle kırmızı ginseng (Kore ginsengi) erkekler açısından daha yararlıdır. Cinsel açıdan uyarır, yorgunluğa iyi gelir, doğal testosterondur. Sperm miktarı ve sayısını artırır. Hap olarak alınabileceği gibi jelleri ve tozları da vardır. Ginseng genç ama beyni yorgun erkekler, yoğun çalışanlar için erkeklik hormonunu destekleyici doğal bir yardımcıdır.

Kırmızı pul biber: Yemeklerinizin üzerine az miktarda katabilirsiniz.

Fındık: Yoğun lif ve doymamış yağ asitlerine ek olarak içerdiği yoğun E vitamini sperm üretiminin artmasını sağlar, kolesterolün olumsuz etkilerine karşı korur. Günde bir küçük avuçtan fazla yemeyin.

Çikolata: Mutluluk hissi veren beyindeki kimyasal hormonların salgılanmasına yardımcı olur, cinsel gücü arttırır.

Kabak çekirdeği: İçerdiği yoğun çinko ve doymamış yağ asitleriyle erkekler için yararlıdır. Günde bir avuç ve tuzsuz olarak yenmesi yeterlidir.

Mesir macunu: Karışımın içerisindeki bitkiler cinsel gücü arttırır.
Zencefil: Tüm vücudu uyarır.

Roka: Cinsel gücü arttırır.

Antepfıstığı, fıstık, fındık, ceviz, badem, Hint fıstığı, incir: Cinsel arzuyu arttırır. İçeriğinde bulunan E vitamini cinsel organlara giden kan dolaşımını hızlandırarak seks dürtüsünü arttırır.

Avokado: İçeriğindeki antioksidanlar seks hormonlarının üretimini hızlandırır.

 Keçi boynuzu: Günde 2 tane keçi boynuzu yemek cinsel isteği arttırır.

Sade yağ (tereyağın orta kısık ateşte yakmadan sürekli karıştırılarak köpüklerini alıp atarak hazırlanmış olan şekli.)

Tropikal meyveler
Bal kuru meyveler
Tavuk suyu
Peynir
Tahin
Pekmez
İstiridye
Kırmızı et (yağsız olmalı)



Bazen erkeklerde cinsel güçte düşme olabilir. Böyle durumlarda bedene enerji veren ve cinsel performansı arttıran doğal desteklerin yararı olabilir.



Erkeklerde en iyi cinsel uyarıcı aslında uyku. Erkeklere pek çok öneride bulunulmasına rağmen cinselliğin canlanması için en yararlı yol uyumak. Uyumak istemiyorsanız 10 dakikalık kısa bir şekerleme ya da ayaklarınızı 5-10 dakika yukarı kaldırarak dinlenmek enerji toplamanıza yardımcı olur.
CİNSEL GÜCÜ ARTTIRAN ALTIN ÖNERİLER

30 Kasım 2010 Salı

Keten Tohumu ile Zayıflama

ketentohumu
Yıllardır Mısır Çarşısı'nda 'şifa dağıtan' Ucuzcular Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Dilaver Kadıoğlu ise bu bitki işine, eğitimsiz aktarların değil de, mutlaka eczacıların sahip çıkması gerektiğini savunuyor. Yaklaşık 170 yıllık bir geçmişi olan 'Ucuzcular Baharat'ta yaklaşık 6000 çeşit baharat, ot, kök bulabilmek mümkün.

Bunlardan bir tanesi de keten tohumu. Keten bitkisinin yaprağından tohumuna kadar her tarafının yararlı olduğunu belirten Kadıoğlu, "Keten tohumunun ayrıca zayıflatıcı özelliği de var.

Tokluk hissi uyandırarak kişinin daha az yemek yemesine yol açıyor. Zayıflatıcı özelliği, aslında içerdiği Omega-3 yağ asitlerinden kaynaklanıyor. Tıpkı balık gibi etkisi var keten tohumunun. Keten tohumu, somon balığı kadar Omega-3 yağı içeriyor. Günde 1 yemek kaşığı alındığında ayda ortalama 4-5 kilo verilebilir.
Evde kendinizde pratik ve damak tadınıza uygun kullanım alanları bulabilirsiniz:

Örnek :1 kase yoğurda 1 yemek kaşığı keten tohumu ekleyip biraz nane veya maydanoz ve biraz tuz karıştırıp öğün arasında tüketilebilir.

Salataya, çorbaya, yoğurda kattığımız, her öğünde bol bol tükettiğimiz keten tohumları mercek altında! Soğuk su balıkları dışında omega 3 bakımından en zengin besin olan keten tohumunun yararlarını bilmeyen yok. Ama doğru koşullarda muhafaza edilip tüketilmezse ne kadar zararlı olabileceğini biliyor musunuz? İşte keten tohumu ve soyanın hangi koşullarda saklanması gerektiğiyle ve aksi takdirde yaratabileceği tehlikelerle ilgili bir haber.

Sabah kalkar kalkmaz bir bardak ballı suyla iki kaşık, öğle yemeğinde salataya tohumları, kuşluk vakti yoğurdun içinde tane tane, akşam da yağında sotelenmiş sebzelerle keten tohumu son yıllarda birçok evde hemen her öğünün vazgeçilmez takviyesi. Saymakla bitmeyen şifalarına her gün yenisi eklendikçe keten tohumu yağıyla, tanesiyle, tozuyla tüketilir oldu. Öyle ki dünyanın en büyük keten tohumu üreticisi Kanada'nın sadece geçen yılki ihracatı 250 milyon doları aştı. Tüm dünyada yağ ve diğer ürünlerin üretiminde kullanılmak üzere toplam 2 milyon tondan biraz daha fazla keten tohumu işlendi. Yani Latince ismi "çok şifalı bitki" anlamına gelen bu mucize besin, sadece sağlıklı yaşam sevdalılarına değil önceden kuş yemi ticaretiyle geçimlerini sağlayan keten tohumu üreticilerine de "şifa" oldu. Ne var ki, geçen haftalarda Hıncal Uluç'un köşesinde Tecelli'den Abuzittin'e gelen bir mektup keten tohumu severlerin kafasını karıştırdı. Pazar günleri Hıncal'ın Yeri'ne konuk olan Tecelli yanlış pazarlama şekli ve kullanımı yüzünden kanserden koruyacağı yerde, keten tohumu yağının kansere neden olabileceğini yazıyordu.
Yeni Aktüel de evlerde keten tohumu tüketimini bir sonraki emre kadar durdurarak araştırdı. Sonuç: Sadece keten tohumu değil, sağlıklı ve uzun ömür vaadiyle tükettiğimiz pek çok bitki için de aynı risk geçerli!

Sıcak, keten tohumunu "bozar"
Tek kanallı televizyonlarımızın duayeni Güneş Tecelli, keten tohumu yağının mutlaka soğuk zincirde satılması gerektiğini, aksi takdirde çok ciddi sağlık problemlerine yol açabileceğini vurguluyor. Üstelik çok kuvvetli bir referansı var: Kanser tedavisi konusunda geliştirdiği protokol Avrupa ve ABD'nin önemli tıp merkezlerinde uygulanan Alman bilim insanı Dr. Joanna Budwig. Keten tohumunu oldukça kapsamlı bir programla kanser tedavisinde kullanan ve bu bitkinin faydalarını ilk keşfedenlerden olan Dr. Budwig'in konuyla ilgili hemen her makalesinde önemle altını çizdiği bir ayrıntı var: "Keten tohumu ve özellikle yağı mutlaka taze tüketilmeli, dondurucu ya da buzdolabında - 7 derecede muhafaza edilmeli, soğuk zincirle dağıtılmalı. Aksi takdirde çabuk bozulur ve içinde, tüketildiğinde kansere yol açabilecek zararlı maddeler üremeye başlar!"
Hemen 20-25 C sıcaklıkta eczane ve aktar raflarında sergilenen keten tohumu yağı şişeleri geliyor gözümüzün önüne. Danıştığımız uzmanlar da Dr. Budwig'le hemfikir. Kanser Danışma Kurulu Başkanı ve Hacettepe Medikal Onkoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Güllü keten tohumunun çok çabuk bozulduğunu, doğru biçimde muhafaza edilmezse mantar üremesi için uygun olduğunu ve bu şekilde tüketildiğinde bağışıklık sistemine ciddi zarar verebileceğini doğruluyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın ise keten tohumunun faydalarını sıraladıktan sonra ekliyor: "Ama omega 3 ihtiva eden her bitkide olduğu gibi keten tohumu da doğru şekilde saklanmazsa hemen oksitlenir. Tıpkı cevizde olduğu gibi. Cevizi de temizledikten sonra biraz bekletirseniz, derhal kararmaya başlar ve tüm yararlı etkilerini yitirir. Bu nedenle keten tohumu tane halinde alınarak evde öğütülüp hemen tüketilmeli. Öğütülmüş tohumlarsa az miktarda alınıp buzdolabında ışık görmeyecek kapalı ve koyu renkli kutularda muhafaza edilmeli." Bu bitkinin yağıyla yemek yapan, kaynatıp içen, yani keten tohumunu "sıcak" sevenlere de Prof. Dr. Aydın'ın bir uyarısı var: "Bu bitki asla ısıyla etkileşime geçmemeli. Zaten kokusuyla, tadıyla da yenmeyecek hale gelir!"

"Keten tohumu diye kuş yemi"
Keten tohumu ayrıca bazı kanser türleri için de "kesinlikle zararlılar listesi"nde birinci sırada. Virginia Üniversitesi Onkoloji Bölümü'nden Dr. Charles Myers, Prostate Forume Dergisi'nde 2002'de yayımladığı makalesinde keten tohumu tüketiminin prostat kanserli hastalarda tümörlerin hızla büyümesine yol açtığını belirtiyor ve hastaları uyarıyor: "Dokuz çalışmadan yedisinde keten tohumundaki alfa linolenik asidin prostat kanseri gelişimini hızlandırdığı tespit edildi. Prostat kanseri olan hastaların keten tohumu ya da alfa linolenik asit içeren başka bitkileri hiçbir şekilde tüketmemelerini önemle tavsiye ediyorum!"
Prof. Dr. Ahmet Aydın ise bu çalışmalara karşılık omega 3 asit serisinin önemli temel asitlerinden olan alfa linolenik asitin ve dolayısıyla keten tohumunun prostat da dahil çeşitli kanser türlerinde tedavi edici olduğuna dair araştırmaların bulunduğunu söylüyor. Tabii, şu uyarıyı eklemeyi ihmal etmeden: "Çeşitli faydalarına rağmen aşırı keten tohumu kullanılması da zararlı olabilir. Bu nedenle kadınların iki, üç tatlı kaşığı; erkeklerinse bir, iki tatlı kaşığından fazla kullanmamasını tavsiye ediyoruz. Ayrıca yağı yerine bitki tohum halinde tüketilmeli. Çünkü yağ üretimi için günümüzde geçerli olan teknolojik yöntemler kullanılırsa trans yağlar ortaya çıkabilir. Bu yağların kansere yol açtığını bugün tüm bilim dünyası kabul ediyor. Ayrıca keten tohumu lif açısından da zengindir ama yağ haline getirilince bu faydalı özelliğini de yitirir."
Bu mucize bitkinin karanlık yönlerini sorgularken, üretim ve pazarlamasıyla ilgili bilgi almak için konuştuğumuz Tüm Aktarlar Baharatçılar ve Tıbbi Aromatik Bitkiler Derneği Başkanı Ayhan Ercan'dan gelen açıklamaysa çok çarpıcı: "Ülkemizde yaklaşık dört yıldır, omega 3 yönünden zengin sarı keten tohumu yerine, kuş yemi olarak bilinen standart keten tohumu satılıyor.Yani sağlık için keten tohumu alanların çoğu aslında kuş yemi yiyor. Çünkü hastalıklara karşı koruyucu özellikte olan keten tohumu türü sarı renktedir ve az bulunur." Ercan, işinin ehli aktarların bu özel tohumları Dr. Budwig'in belirttiği biçimde muhafaza ettiğini söylüyor ama her satıcıyı denetleyemediklerini de şu sözlerle anlatıyor: "Çoğu esnaf ticari kaygılarla tohumları yüksek miktarlarda öğütüyor ve tüketiciye de bozuk keten tohumu satıyor. Son yıllarda bu nedenle derneğimize gelen şikâyetlerde ciddi bir artış var.

Servikal intraepiteliyal neoplazi (CIN)

cins
Rahim ağzı yani serviksin dış yüzü birkaç değişik hücre tabakasından meydana gelmektedir. Bu tabakaların altında bazal membran adı verilen bir duvar bulunur. Bu duvarın altında ise serviks başlar. Bazal membranın üstündeki tabakaları oluşturan hücrelerin yapısında ve şeklinde olan değişiklikler servikal intaepitheliyal neoplazi (CIN) ya da servikal intraepitheliyal lezyon (SIL) olarak adlandırılırlar.

CIN hafif orta ve şiddetli olarak üçe ayrılır.

Bunlara sırası ile CIN 1, CIN 2 ve CIN 3 denir.

Servikste olay genellikle rahimin içini döşeyen zar ile serviksi kaplayan tabakanın birleştiği yerde başlar ve yayılır. Bu yayılma hem yanlara doğru hem de derinlere doğru olur.

Nedenleri

Serviks kanseri ve CIN aynı hastalığın farklı evrelerini oluştururlar.Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı risk faktörleri söz konusudur.Bunlar erken yaşta cinsel ilişki (20 yaşından önce), birden fazla partner olması, çok fazla doğum yapmak, tek eşli kadınlarda eşin birden fazla kadınla birlite olması, sosyoekonomik durumun kötü olması, sigara ve bazı virüs enfksiyonlarıdır. Özellikle herpes (uçuk) virüsü (HSV) ve human papilloma virus (HPV) suçlanan etkenlerdir.

Görülme sıklığı

CIN görülme sıklığı son yıllarda smear uygulamalarının artmasına paralel olarak artmış buna karşın serviks kanseri görülme sıkığı ise azalmıştır. Yani smear sayesinde serviks kanseri daha CIN aşamasındayken yakalanabilmektedir.

Hastalığın seyri

Tüm CIN vakalarında evre ne olUrsa olsun hastalığın gerileme, aynı kalma ya da ilerleme potansiyeli vardır. Lezyonun nasıl davranacağını önceden kestirebilmek mümkün değildir.

CIN 1 vaklarının %80-90'ı kendiliğinden geriler.
CIN 3 vakalarının ise %40'ı tedavi edilmediği taktirde yayılım gösteren serviks kanserine dönüşür.

Belirtileri ve Tanı

CIN vakaları genelde bulgu vermezler ve rutin muayenede fark edilmezler.%0.3 oranında ilişki sonrası kanama görülebilir. Tanı rutin smear taraması veya şüpheli durumlarda yapılan kolposkopi ve alınan biopsi ile konur.

Tedavi

CIN 1 vakalarında tedavi tartışmalıdır. Bazı yazarlar tedavi edilmeksizin yakın takip önermektedirler.Tedavi yapılacak ise CIN 1 tanısı patolojik olarak kesinleştikten sonra bir kürtaj ile rahim içinde herhangi bir olumsuz hadise olmadığı gösterilmelidir.Tedavide tercih edilen yöntem koter ile yakma veya crio ile dondurma işlemi yapılarak dokuların tahrip edilmesidir.Tedavi sonrası smear ve kolposkopi ile takip gereklidir.Dokuları tahrip etmek için lazer de kullanılabilir. Bazen işlemlerin birden fazla kez tekrarlanması gerekebilir. Hastanın serviks kanseri açısından yüksek riks taşıdığı durumlarda rahim ağzının koni şeklinde çıkarılması yoluna gidilebilir. CIN ile birlikte rahimde myom vb gibi patolojilerin bulunması ve hastanın ailesini tamamlamış olması halinde rahim alınması yoluna gidilebilir. Sadece CIN 1 için rahimin alınması fazla radikal bir tedavi olacaktır. CIN 2 ve CIN 3 vakalarında da aynı tedavi ve takip uygulanır. Ancak CIN 3 vakalarında rahimin alınması uygun bir tedavi yaklaşımı olabilir.

Servikal displazi nedir?

Plazi terimi büyüme anlamina gelir. Displazi ise düzensiz büyüme olarak tanımlanabilir. Servikal displaziyi anlayabilmek için önce rahim ağzının yani serviks'in normal yapısını bilmek gerekir. Serviksin derisi olarak adlandırabileceğimiz dış yüzünü mikroskop altında incelediğimizde pekçok kattan oluşan hücre tabakaları görürüz. Bu hücrelerin şekli en altta yuvarlak iken yukarılara doğru çıkıldıkça yani hücreler olgunlaştıkça yassı bir hal alır. İşte bu düzenli yapının bozulması, aralarda anormal hücrelerin bulunması servikal displazi olarak adlandırılır. Düzensizlik ne kadar fazla ise displazinin derecesi de o kadar yüksektir.

Az sayıda hücrenin düzeni bozduğu ama genel anlamda ciddi bir düzensizlik saptanmayan durumlar CIN I olarak adlandırılırken anormal hücrelerin tüm tabakaların yarısının kapladığı durumlar orta dereceli displazi (CIN II), tüm yüzeyin tamamının düzensiz olduğu durumlar ise CIN III olarak adlandırılır. Bu duruma aynı zamanda carcinoma-in-situ da denir. Bu tablo tedavi edilmediğinde ileriki dönemlerde kansere ve yayılmaya neden olması kaçınılmazıdır.

Displazi ve carcinoma-in-situ durumlarında olay tamamen rahim ağzının deri kısmındadır. Oysa kanserde olay dokunun içine doğru ilerlemiştir. Kanseri tedavisi displaziden tamamen farklıdır ve bu iki durum birbirinden tamamen farklı iki hastalık olarak kabul edilmelidir.